Kayıt ol

İslami Paylasım Platformu! Dinim İslam Foruma Hoş Geldiniz.

Merhaba ziyaretçi, sitemizden ücretsiz YARDIM alabilir, tüm içeriği görüntülemek için KAYIT OLabilirsiniz.

Toplam 2 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 2 arasi kadar sonuc gösteriliyor
  1. #1
    Administrator
    Üyelik tarihi
    Jun 2006
    Mesajlar
    405
    Tecrübe Puanı
    10

    Ebû Leheb hakkında bilinmesi gereken gerçekler!

    (Mehmet Talu-diyorki)


    "Muhterem okuyucu, bazı alim diye bilinen kişiler diyorki! Elhamdülillah, idrak ettiğimiz bu gece ile çok, ama çok çok sevinmemiz gerekir. Bunda büyük rahmet vardır. Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimizin amcası Ebû Leheb ki kâfirdir, ebedi cehennemliktir. Tebbet süresinde kötülenmiştir, beddua edilmiştir. O'nun bile bu gece hatta her pazartesi gecesi azabı hafifletilir. Neden?... Evet neden?... Çünkü...

    Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz doğduğunda bir yeğeni olarak sevinmiş, doğum müjdesini getiren cariyesi Süveybe'yi azad etmiştir. (Buhari, Nafakat:15, Abdurrazzak, Musannef, 7/478, Begavi, Şerhu's-Sünne, 9/76, Süheyli, Revdu'l-Ünf, 5/192) Bir kâfir bu hareketi ile buna nail olursa...Ya ALLAH'a kul, Peygamberine ümmet olan, bu gece ile sevinen ve bu iman ile ölenin kazanacağı mükâfat... Elbette çok büyük olacaktır. Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimizin doğumuna sevinmek bir kâfire yararlı olursa, bir muvahhide elbette çok daha fazla yararlı olur."



    Cehenneme kâfirler ve bazı günahkâr müslümanlar girerler. Günahkâr müslümanlar cehennemde ebedi kalmazlar cezalarını çektikten sonra mutlaka cehennemden çıkarlar.

    Kâfirler’in ise bedenleri çok büyür ve bir dişleri uhud dağı kadar olur. Kâfirler ebediyyen cehennemde kalırlar ve hiç ölmezler, ancak azap üstüne azap görürler ve azapları hiç hafiflemez.

    Onların içtikleri kaynar sudur yemekleri de çok acı olan zakkum ağacındandır.

    EZ-ZUHRUF suresi 74-75. ayet

    اِنَّ الْمُجْرِمينَ في عَذَابِ جَهَنَّمَ خَالِدُونَ
    لا يُفَتَّرُ عَنْهُمْ وَهُمْ فيهِ مُبْلِسُونَ


    Manası: Kâfirler ise şüphe yok ki, cehennemin azabı içinde ebedîyyen kalıcılardır.

    Şüphesiz imansız olarak ölen suçlular cehennem azabında devamlı kalacaklar, azapları hafifletilmeyecektir. Onlar azap içinde kurtuluştan ümit kesmişlerdir.

    Her kim bir kafirin cezasının, cehennemde pazartesi günleri hafifleyeceğini iddia ederse Kur’ana ters düşen bir söz söylemiş olur. Böyle bir itikattan Müslüman kardeşlerimizi uyarıyoruz. Mehmet Talu’yu da bu hatasından dönmeye davet ediyoruz.
    Konu admin tarafından (05-27-2011 Saat 03:32 ) değiştirilmiştir.

  2. #2
    Administrator
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Mesajlar
    1,002
    Tecrübe Puanı
    10

    Mehmet Talu'nun tek kaynağı

    Müellifin Dine aykırı olan sözündeki (Ebu Lehebin azabının pazartesi gününde (cehennemdeki) azabının hafiflediğini iddia etmesi) tek kaynağı, kaynak olarak gösterdiği kaynaklardan sadece bir tanesidir. Bu kaynağı da "Süheyli, Revdu'l-Ünf, 5/192" şeklinde belirttiği kaynaktır.

    Oysaki sadece bir rüyanın alakalı olduğu
    bu konu şundan ibarettir.
    Bazı hadis kitaplarında geçer ki Abbâs (radıyallâhu anhu) Ebu Lehebin ölümünden bir süre sonra onu bir rüyada görür ve ondan şöyle dediğini duyar: "Benim Suveybeyi azat etmemden (serbest bırakmamdan) dolayı sadece şuramdan (başparmağı ile işaret parmağı arasındaki yerden) su çıktı."

    Fark edildiği gibi cehennem ateşinden bir kelime dahi söz edilmemiştir.

    Ebu Leheb hakkında geçen sözün tek kaynağı sadece görülmüş bir rüya iken, nasıl olur da kesinlik ifade eden ayetlerin içerdiği manalar görmezden gelinip onlara aykırı sözler söylenmeye kalkılır?!

    Bir ayeti reddetmek (kabul etmemek) bütün Kur'an'ı, bütün ayetleri reddetmeye benzer.

    İmam Nesefi der ki: "Nassları (örneğin Kur'an'da geçenleri) reddetmek küfürdür."

    Bir defa rüyalar bir hüküm teşkil etmez, ifade etmez. Ayrıca her görülen rüya görüldüğü gibidir manasına da gelmez.

    Sözkonusu olan kişinin pazartesi günlerinde cehennem azabının hafifleyeceğini iddia eden Suheyli sebebiyle kaynaklanan yanlışta konuyla ilgili olan ayetin manasını yalanlayan kişiler, dini bilgilerdeki yetersizliğini ve güvenilir olmadıklarını ortaya koymuş olurlar.

    Bu yanlışı Dini Radyo adı atlında faaliyet gösteren bir Radyo kanalı üzerinden hoca olarak geçinen bazı insanlar da söylemişlerdir.

    Dolayısıyla her hangi Radyo kanalına veya her hangi TV kanalına çıkan hocayı dinlememek gerekir. İllada bazıları dinlenmek isteniyorsa o zaman başta sağlam hocalara kimin dinlenip dinlenmeyeceği sorulması gerekir. Ölçebilmek için Dini bir terazisi olmayan bir insan bu tür insanlar arasından kimin yanlış konuştuğunu fark edemez.

    Dolayısıyla yeteri kadar Dini bilgisi olmayanlar tarafından "Ben onun
    iyi olan sözlerini alırım, yanlışlarını ise bırakırım" şeklinde cahilane olarak söylenen sözden sakınalım.

    Bir insan dini bilgilerde cahilken, başkasının dinle alakalı olan sözlerindeki yanlışını nasıl fark edebilsin ki?!

    Nasıl ki kuyumcu olmayan bir insan gerçek altınla altına benzeyen sahte altın arasındaki farkı bilemiyorsa Dinle alakalı hususlarda cahil olan da kimin doğruyu söyleyip söylemediği hususlardaki farkı bilemez.


    Konu admin tarafından (05-27-2011 Saat 03:21 ) değiştirilmiştir.
    Din ilmi (Ehl-i Sünnet doğrultusunda öğretilen katışıksız Din ilmi) kurtuluş merdivenidir. Onu ihmal eden yolunu şaşırmış bir kimsedir. Cahil, çölde rehbersiz kalmış bir kimse ve yırtıcı hayvanların bulunduğu karanlık yolda yürüyen bir kimse gibidir. Cahiller ilim sahibi olanlara düşmandırlar. Din ilminin bulunmadığı beldede hayır yoktur. İçlerinde Din ilminin bulunduğu insanlarda ilim bulundukça hayır üzere kalırlar. Din ilmi, ilimlerin en şereflisidir. (Büyük alimlere ait sözler)

 

 

Bu Konu için Etiketler

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
Yukarı çık

SEO by vBSEO 3.6.0