Kayıt ol

İslami Paylasım Platformu! Dinim İslam Foruma Hoş Geldiniz.

Merhaba ziyaretçi, sitemizden ücretsiz YARDIM alabilir, tüm içeriği görüntülemek için KAYIT OLabilirsiniz.

Toplam 2 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 2 arasi kadar sonuc gösteriliyor
  1. #1
    Administrator
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Mesajlar
    1,002
    Tecrübe Puanı
    10

    İbni teymiyenin Allâh'a hareketi isnat etmesi ve alimlerin buna karşı cevapları

    Bu yazdıklarımı sakince okumanızı ve bir karşılaştırma yapmanızı tavsiye ederim.

    قال ابن تيمية في كتابه المسمى: "موافقة صريح المعقول لصحيح المنقول" [2/26] ما نصه: ... لأن الحي القيوم يفعل ما يشاء و يتحرك إذا شاء و يهبط ويرتفع إذا شاء ويقوم ويجلس إذا شاء لأن أمارة ما بين الحي والميت التحرك

    İbni Teymiye, “Muvafakatu sarihi’l-ma’kul li sahihi’l-menkul” diye adlandırılan kitabının 2. cildinin 26. sayfasında şöyle demiştir:
    “...Çünkü El-Hayy ve El-Kayyûm (yani Allâh), dilediğini yapar, dilerse hareket eder, dilerse (yükseklikten aşağıya doğru) iner ve (aşağıdan yukarıya doğru) yükselir ve dilerse kalkar ve oturur. Çünkü diri ve ölü olmak arasındaki alamet hareket etmektir.”

    İbni teymiyenin, bu sözlerini nereden aldığı incelenecek olursa karşımıza dikkat çekici şu gerçekler ortaya çıkıyor. İbni teymiyen bu sözlerini, kendinden önce gelen ve zamanında mücessime fırkasının sancağını taşıyan Darimiden almıştır. Bunun kanıtı ise bizzat Darimiye ait olan sözlerdir. Buna dair bazı misaller:

    فقد قال[1] في (كتاب النقض) ص 20: "الحي القيوم يفعل ما يشاء، ويتحرك إذا شاء، وينزل ويرتفع إذا شاء، … ويقوم ويجلس إذا شاء، لأن أمارة ما بين الحي والميت التحرك، كل حي متحرك لا محالة وكل ميت غيرمتحرك لامحالة" نقله عنه الكوثري في مقالاته

    Darimi “Kitabu’n-nakd” isimli kitabının 20. sayfasında şöyle demiştir: “El-Hayy ve El-Kayyûm (yani Allâh), dilediğini yapar, dilerse hareket eder, dilerse (yükseklikten aşağıya doğru) iner ve (aşağıdan yukarıya doğru) yükselir … ve dilerse kalkar ve oturur. Çünkü diri ve ölü olmak arasındaki alamet hareket etmektir. Her diri kesinlikle hareketlidir ve her ölü kesinlikle hareketli değildir.“
    Bunu el-Kevseri mücessim olan dariminin, halinin ne kadar kötü olduğunu bildirmek için ”Makâlâtu’l-Kevseri“ isimli kitabında ondan nakletmiştir.

    وفي كتاب رد الدارمي على بشر المريسي ص/ 54 يقول المؤلف: " معنى ( لا يزول ) لا يفنى و لا يبيد ، لا أنه لا يتحرك و لا يزول من مكان إلى مكان"

    Darimi “Raddu’d-dârimî alâ bişr el-Merîsî“ (dariminin bişr el-Merîsîye karşı reddiyesi) isimli kitabının 54. sayfasında Allâh hakkında şöyle demiştir: “ O (Allâh) fani olmaz ve yok olmaz sözü, O (Allâh) hareket etmiyor ve bir mekandan bir başka mekana geçmiyor anlamına gelmez.“

    Yani bu mücessim açıkca Allâh’ın hareket ettiğini ve bir mekandan bir başka mekana geçtiğini kabul ediyor.

    و يقول في ص/ 54:" فإن أمارة ما بين الحي و الميت التحرك و ما لا يتحرك فهو ميت لا يوصف بحياة كما وصف الله الأصنام الميتة"

    Yine aynı kitabının 54. sayfasında darimi şöyle demiştir:
    “Muhakkak ki diri ve ölü olmak arasındaki alamet hareket etmektir, hareket etmeyen şey ise ölüdür, Allâh’ın ölü putları vasıflandırdığı gibi böylesi (hareket etmeyen varlık) bir hayatla vasıflanmaz.”

    و يقول الدارمي في ص/ 55:" فالله الحي القيوم الباسط يتحرك إذا شاء"

    Yine darimi aynı kitabının 55. sayfasında şöyle demiştir: “El-Hayy, El-Kayyum ve El-Basit olan Allâh dilerse hareket eder.“

    و يقول الدارمي في ص/ 55: "إن الله إذا نـزل أو تحرك"

    Yine aynı kitabının 55. sayfasında darimi şöyle demiştir: “Muhakkak ki Allâh indiğinde veya hareket ettiğinde…“[2] (Nüzûl hadisi ile ilgili olan önemli dipnota bakınız)

    İbni teymiyenin bu konudaki sözlerini de hemen buraya aktaralım ki karşılaştırmayı kendiniz yapasınız:

    İbni teymiye, “Muvafakatu sarihi’l-ma’kul li sahihi’l-menkul” diye adlandırılan kitabının 2. cildinin 26. sayfasında şöyle demiştir:

    “...Çünkü Hayy ve Kayyum (yani Allâh), dilediğini yapar, dilerse hareket eder, dilerse (yükseklikten aşağıya doğru) iner ve (aşağıdan yukarıya doğru) yükselir ve dilerse kalkar ve oturur. Çünkü diri ve ölü olmak arasındaki alamet hareket etmektir.”

    Böylece ibni teymiyenin kimlerin yolunu izlediği, güneş ışınlarının açıkca görüldüğü gibi nettir, ortadadır. Bütün bunlara rağmen ibni teymiyeyi savunmak adına hayır o müseccim değildir diyen kişi yalan söylüyor ve aklına karşı çıkmış oluyor yani aklını ihlal ediyor.

    Sözkonusu dariminin kim olduğunu hatırlatmak için veya onu bilmeyenlere tanıtmak için bakalım ki Muhammed Zahit el-Kevseri meşhur “Makâlat” kitabında ne diyor.

    El-Kevseri, “Makâlâtu’l-Kevseri” [3] isimli eserinde, mücessim olan darimi ile Hadis ehlinden olan Darimî’nin karıştırılmaması için şöyle demektedir: “Bu darimi (mücessim olan darimi), hicri 282 senesinde vefat eden Osman ibnu Saîd es-Siczî’dir. “Sunen” sahibi imam Darimîye gelince o, hicri 255 senesinde vefat eden Abdullâh ibnu Abdurrahmân’dır, ki o Muslim’in hocalarındandır.”

    Ayrıca el-Kevseri aynı eserinde [4] tecsim inancına kail olmak (Allâh’ın cisim olduğunu söylemek) hakkında bu durumun, Usuluddîn imamlarına (Dinin temel inançları ile ilgili hususlarda ihtisas sahibi olan alimlere) göre hafif bir şey olmadığına dikkat çekmektedir. Ayrıca imam Nevevinin “Şerhu’l-muhezzeb” kitabında mücessimeyi kesinlikle tekfir ettiğini, “Cami’u ahkâmi’l-Kur’an” kitabının sahibi olan el-Kurtubînin “Tizkâr” isimli eserinde “Doğrusu, onların (mücessime’nin) tekfir edildiklerini söylemektir, çünkü onlarla putlara ve suretlere (şekilli olarak hayal edilen şeylere) tapanlar arasında bir fark yoktur.” dediğini bildirmiştir.

    Ayrıca el-Kevseri, imam Ebu Mansur AbdulKâhir el-Bağdâdî’nin de “El-Esmâu ves-Sifât” isimli eserinde şöyle dediğini nakleder:
    “Muhakkak ki Eş’ari ve mutekellimûn’un (kelam alimlerinin) en çoğu, bidatı küfür olan veya bidatı küfre sürükleyen her bidatçının tekfir edildiğine kail olmuşlardır, mabudunun sureti (şekli) olduğunu, sınırı ve nihayeti olduğunu veya O’nun hakkında hareketin ve durgunluğun mümkün olduğunu iddia edenler gibi. Akıl sahibi hiç bir kimse için, Horasanın mücessime’sini, “Allâh, altından sınırı ve nihayeti olan bir cisimdir ve arşına temas etmiş haldedir” dedikleri için tekfir etmesi hususunda bir sorun yoktur.” El-Kevserinin sözü burada sona ermiştir.

    Mücessimenin kafir olduklarına dair daha birçok deliller vardır. Biz bir kısmını belirtmekle yetinelim.

    İmam Şafiî, mücessimeyi tekfir etmiştir. Bunu Suyutî, “El-Eşbâhu ve’n-Nezâir” isimli eserinde ondan nakletmiştir.

    İmam Ahmed bin Hanbel şöyle demiştir: “Kim ki, ‘Allâh cisimdir diğer cisimler gibi değildir’ derse o kafirdir.” Bunu hanbeli alimlerden olan “El-Hisâl” kitabının sahibi ondan nakletmiştir.

    Hanefi mezhepli olan Kemal ibnu’l Humâm “Fethu’l-Kadir” isimli eserinın “İmamların sıfatları” bölümünde şöyle demiştir: “Kim ki Allâh cisimdir diğer cisimler gibi değildir derse o kafirdir.”

    Yani imam Ahmed’in aynı sözünü kendisini de söylemiştir.

    El-Kurtubi “Tizkâr” isimli eserinde, “Mücessim putperesttir” demiştir.[5]

    Bütün bu delillere rağmen ibni teymiyeyi hala savunmaya kalkan kimselere dua etmekten başka yapılacak yoktur. Hidayet Allâh’tandır.



    [1] Bu sözü, Muhammed Zahit el-Kevseri ondan nakletmektedir. El-Kevseri gibi el yazma eserlerine vakif olan bir zatın bu özelliği, göz ardı edilmemelidir.
    Makalâtu’l Kevserî, s. 217, Daru’s-selâm baskısı, Mısır.

    [2]Nüzûl hadis-i ile ilgili bazı önemli mülahazalar (dikkate alınması gereken önemli hususlar):
    Bazı hadis-i şeriflerde Allâh’a atfedilen nüzûl (inme) kelimesi zahiri manasına göre alınamaz yani o geçen nüzûlün bizzat Allâh’ın, zatıyla yukarıdan aşağıya indiği anlamına geldiği kabul edilemez, çünkü Allâh cisim değildir, mekan ve yönden münezzehtir. Ayrıca bizzat Allâh’ın, zatıyla dünyanın semasına indiğini kabul etmek akla da ters gelir. Sözkonusu olan nüzûl hadisi, meleklerin inmeleri manasında veya Allâh’ın rahmetinin inmesi manasında anlaşılmalıdır. Çünkü hadis-i şerifte geçen nüzûl, haşa Allâh’ın bizzat zatıyla dünyanın semasına indiği anlamına geldiği kabul edilecek olursa o zaman haşa “Allâh’ın inmekten başka yapmadığı” inancı ortaya çıkar. Çünkü hadis-i şerifte geçen nüzûlün gecenin son üçte bir bölümden itibaren sabaha kadar olduğu geçmektedir. Gece ve gündüz vaktinin dünyanın her ülkesinde bir olmadığı herkes tarafından malumdur. Bu hadis-i ise dünyanın her bölgesi için geçerlidir. Yani inen o melekler her bölgeye, o belirli vakitlerde inmektedirler.
    Bu nüzûl hadisinde geçen nüzûldan meleklerin indiği bir başka hadisten anlaşılır. Öyle ki bir başka hadis-i şerifte: “Yunzilu Rabbuna ...” diye geçmektedir yani mealen: “Rabbimiz indirir..” diye geçmektedir.

    Hadis hafızı el-Irâkî, hadis-i şeriflerin hangi şekilde en hayırlı bir şekilde tefsir edileceği hususunda şöyle demiştir: ”Ve hayru mâ fessertehû bi’l-varidi” Yani, “Hadis için yapabileceğin tefsirin en hayırlısı varit olanladır (geçen bir başka hadisledir).”
    Şurası iyi bilnmesi gerekir ki Allâh’ın haşa bizzat yukarıdan aşağıya indiğine inanmak küfürdür. Dolayısıyla bu inanca sahip olan bir kimsenin küfür olan bir inanca saplandığının bilincinde olarak, kelime-i şehadeti getirerek İslâm’a geri dönmesi lazım gelir.
    [3] Muhammed Zahit el-Kevseri, Makalâtu’l Kevserî, s. 221, Daru’s-selâm baskısı, Mısır
    [4] Muhammed Zahit el-Kevseri, Makalâtu’l Kevserî, s. 243, Daru’s-selâm baskısı, Mısır
    [5] Bu sözü, Muhammed Zahit el-Kevseri ondan nakletmektedir. Makalâtu’l Kevserî, s. 222, Daru’s-selâm baskısı, Mısır
    Konu Abdullâh tarafından (10-21-2010 Saat 22:43 ) değiştirilmiştir.
    Din ilmi (Ehl-i Sünnet doğrultusunda öğretilen katışıksız Din ilmi) kurtuluş merdivenidir. Onu ihmal eden yolunu şaşırmış bir kimsedir. Cahil, çölde rehbersiz kalmış bir kimse ve yırtıcı hayvanların bulunduğu karanlık yolda yürüyen bir kimse gibidir. Cahiller ilim sahibi olanlara düşmandırlar. Din ilminin bulunmadığı beldede hayır yoktur. İçlerinde Din ilminin bulunduğu insanlarda ilim bulundukça hayır üzere kalırlar. Din ilmi, ilimlerin en şereflisidir. (Büyük alimlere ait sözler)

  2. #2
    Super Moderator
    Üyelik tarihi
    Jun 2006
    Nereden
    Almanya
    Mesajlar
    1,438
    Tecrübe Puanı
    10
    Bu faydali calisma icin Allah senden razi olsun Abdullah kardes.
    "Ağız tadını bozan ölümü çok hatırla..."

    "Bir günahı işlerken onun küçüklüğüne değil, emrine uymadığının yüceliğine bak..."

    "Çok yemek, çok uyumak, çok konuşmak kalbi karartır..."

 

 

Benzer Konular

  1. Cevap: 0
    Son Mesaj : 11-21-2007, 02:55
  2. Cevap: 4
    Son Mesaj : 09-07-2007, 08:02
  3. İbni Teymiye
    Konu Sahibi selam Forum Reddiyeler
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 09-02-2007, 00:52

Bu Konu için Etiketler

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
Yukarı çık

SEO by vBSEO 3.6.0